Arama :

ANNE-ÇOCUK : YALNIZ UYUYAMAYANLAR

                                      ANNE-ÇOCUK :  YALNIZ UYUYAMAYANLAR

                                    Klinik Psikolog Çiğdem Çalkılıç Taylor

Çocuklarda görülen psikolojik kökenli uyku sorunlarının pek çok sebebi vardır. Uyku sorunları psikolojik sebeplerin dışında pek çok fiziksel nedene dayalı olarak da ortaya çıkabilir. Bunlar için öncelikli olarak çocuk doktorlarına ve/veya çocuk gelişim nörologlarına danışmak gerekmektedir. Bebeklik ve erken çocukluk döneminde (4-5 yaşa kadar) uykuda nörolojik sebeplere dayalı ama iyi ayırt edilemediği için,ya kültürel olarak metafizik olgularla (cin vs. çarpması) açıklanmaya çalışılan ya da psikolojik sebeplere yorulan nöbetler(seizures)vardır. Çocuk gelişim nörolojisi eğitim kitaplarında anlatılan uykudaki nöbetler, çocuğun sinir sistemi ve beyin gelişimin doğal bir parçası olarak ortaya çıktığı belirtilmektedir. Bu nöbetler sıklıkları değişken şekilde tekrar eder; çocuk gözleri açık olsa da uykudadır, çoğu zaman konuşur, ağlayabilir ve sakinleştirmek susturmak imkansız gibidir, dakikalarca da sürebilir, sonra kendiliğinden o gece için biter. Böyle bir durumda anne ve baba doğal olarak çocuğun bu durumundan endişe duyarlar ve çocukla birlikte uyumayı tercih ederler ya da kendi yataklarına alırlar. Böylesi durumlarla başlayan yalnız yatamamak ileriki yaşlara kadar devam edebilir ve hem çocukta hem de anne ve babada da tedirginlikler yarattığı için onlar da çocuğun tek başına güvenli bir şekilde uyku uyuyamayacağı inancını geliştirirler . Kısacası nörolojik sebeplerle başlayıp daha sonra bu sebepler kendiliğinden geçse de psikolojik olarak devam ede gelen yalnız uyuyamama problemleri vardır.

 

Psikolojik olgunlaşma ve gelişimin doğal bir parçası olarak yalnız uyuyamama ve uyku bozuklukları da mevcuttur. Psikolojik olgunlaşmayı 'kişilik gelişimi' ve 'ayrılma bireyselleşme' süreci olarak tanımladığımızda, çocuğun ilgisinin dış dünyaya yöneldiği dönemde (özellikle yürümeyle birlikte) keşifler ve heyecanlar olur bununla birlikte korku duygusu da ortaya çıkabilir. Kaynağı bilinmeyen sesler, zaman zaman anlamı çözülemeyen oyuncak veya objeler kimi durumda palyaçolar korku verici olabilir. 'Çocuk nereden de öğrendi bu korkuyorum kelimesini oysa biz onu hiçbirşeyden korkutmadık' der çoğu anne ve baba fakat dünyayı anlamlandırmaya ve bir yandan da bu dünyadaki yerini yavaş yavaş fark etmeye başlayan çocuk için bahsedilen tip korkular olabilir. Çok uzun ve çok yoğun olmadıkları müddetçe büyümenin bir parçası olarak değerlendirilebilir. Bu tip durumlar yine kaygı seviyesi yüksek koruyucu anne ve babayı çocuğu yalnız bırakmamaya uykusunda da yanında olmaya yönlendirir. Bu sebeple yalnız yatamayan çocuklar da vardır. Kaygı ve tedirginlik karşılıklı olarak çocuktan anne ve babaya, anne ve babadan çocuğa geçer. Halbuki anne ve baba da filtrelenmesi gerekir bunların ve çocuğa güven verici yaklaşımlarla davranılması gerekir. Mantıklı açıklamaların pek anlamı yoktur çünkü defalarca anlatmanıza rağmen 'hayır ama orada canavar var' hikayesi devam eder. Çünkü bu çocuğun içindeki, psikolojik bünyesindeki bir gelişime adaptasyonu ile ilgili bir meseledir. Onbeş aylıktan itibaren çocuk hem bilişsel hem dil hem de duygusal gelişiminin sonucu olarak, anneyi 'ayrı bir insan' olarak algılamaya başlar bununla birlikte kendisini de 'ayrı bir birey' olarak algılamaya başlar. Bu durum onda üzüntü ve kızgınlık ta yaratır, çünkü anne ve o artık iki 'ayrı' insandır. Bu bilinçlenme onda huzursuzluklara da sebep olur 17-18. aylarda  7-9. aylardakine benzer başka insanları yabancılama vb. şeyler yaşayabilir. Bu ileriki aylarda 18-24 aylar arasında anneye bazen yapışma bazen de isyan tepkileri verme halini alır. Çocuk bu dönemde yalnız uyuyamama, uykuya dalma sıkıntıları çekebilir. Çünkü  ayrılma ve bireyselleşme bu dönemde yoğun değişimleri gerektirir. Çocuk ve anne çok huzursuz ve adeta bir savaş alanında gibidir, kimi anne-çocuk bu savaşı daha kolay kimi daha zor atlatır. Zor atlatanların pek çoğunda yalnız uyuyamama  kalıcı bir hal alır. Özetle psikolojik gelişimin doğal bir parçası olarak dönem dönem gözlenebilen yalnız uyuyamama bu dönemleri çeşitli sebeplerden dolayı çok zorlu atlatan ikililerde ileriki yaşlara sarkan uyku ve diğer sorunları da beraberinde getirir. Bunun yanısıra anne-bebek ilişkisinde psikolojik ve veya fiziksel (prematüre doğum, ilk bebeklik döneminde ameliyatlar, çok sık hasta olan  bebek ve çocuklar) sebeplere dayalı sorunlar mevcutsa bu da yalnız uyuyamama sorununu beraberinde getirecektir. Annenin fiziksel ve psikolojik sağlığı, bebeğin hayata başlama şartları, ve sağlıklı büyümesi yalnız uyuyamama konusu için araştırılması gereken ilk adımlardır. Eğer okul öncesi dönemde yalnız uyuyamama problemi yaşanmadıysa ve bu ilk olarak okulçağında çıkmışsa, yine öncelikli olarak anne-çocuk ilişkisinin psikolojik niteliği incelenmelidir. Eğer fiziksel bir durum söz konusu değilse, diğer etkenler büyük ihtimalle; çocuğun hayatındaki değişimler (yeni kardeş, anne ve babanın boşanması, anne ve baba kaybı, okul, öğretmen değişimleri, ev değişimi vb.) çocuğun psikolojik olgunlaşmasının okul ortamının gerektirdiği sorumluluklara yeterli gelmemesi (anneden ayrılmanın yarattığı kaygıya tahammül etmek, paylaşmak, yanlışını kabul etmek, arkadaşlarının da yönlendirmesine ve oyun kurmalarına izin vermek, ihtiyaçlarını dile getirmek, kendini korumak vs.) olabilir. Bunun yanı sıra çocukların öğrenme becerileriyle ilgili ortaya çıkan sorunlar (öğrenme güçlüğü, dikkat dağınıklığı, hiperaktivite) psikolojik yönden baskı kızgınlık ve çaresizlik hisleriyle birlikte korkular yaratabilir ve çocuk yalnız uyuyamamaya başlayabilir. Bütün bunları detaylı bir şekilde hem anne ve babayla hem de çocukla yapılacak görüşmelerle netleştirmek gerekmektedir. Anne ve babanın da çocuğunda bahsedilen tipte öğrenme problemleri olup olmadığını gerek öğretmeniyle gerek okul rehber psikoloğu ‘le görüşüp öğrenmeleri ve kabullenmeleri gerekmektedir. Bu sorunlarla ilgili de yardım almayı geciktirmemeleri gereklidir.

 

Çocukların gerek psikolojik, gerek fiziksel gerek eğitimsel açıdan yaşadıkları engeller onların sağlıkla büyümelerini önler ve bunu biz çeşitli belirtileri farkederek anlarız. Bunlardan yalnız uyuyamama da olmasını doğal karşılayabileceğimiz dönemler dışında büyüme sorunlarına işaret eder. Çocuğun kendine gerçekçi güven duygusunu geliştirebilmesi, sağlıklı bir birey olması için bu gelişim engellerini bilinçli yaklaşımlarla bertaraf etmek gerekmektedir.

 

Ergenlik dönemi de belirli özellikleriyle 'ayrılma-bireyselleşme' sürecinin  18-24 aylıktaki yoğunluğuyla yaşandığı bir dönemdir. Kuşkusuz aynı şekilde bebeksi bir tavırla olmasa da benzer işler üzerinden tekrar geçilir ve eğer  o zamana kadar bitirilememiş psikolojik görevler mevcutsa çok da  yoğun sıkıntılarla geçer. Çünkü bir ömür boyu süren bu 'ayrılma-bireyselleşme süreci' iki temel dönemde yüklü işlerle doludur biri 15-24 aylık dönem diğeri, ergenlik dönemidir. Ergenlik dönemi zorlu geçiyor ise yalnız uyuyamama ya da uyku bozuklukları sıklıkla ortaya çıkar. Genç yalnızlığını çok derinden duyumsar, hem kimseye benzememek ister ama hem de onay takdir peşindedir. İki uçta salınır. Kaygı, suçluluk duyguları ve kızgınlıklar yaşar. Onu kimse anlamıyordur. Bunları samimi olarak yaşar ve her şey çok zor çok sıkıcı gelebilir. Boşlukta gibidir. Bu dönemlerde uyku bozukluklarının bir uzman tarafından ele alınması iyi olur. Çünkü yalnız yatamayan ergenin kendine güvensizliği  ve bağımlılık duyguları da giderek artar. Bu duygular, kızgınlık ve suçluluk duygularını tetikler kabuslar, korkulu, gerilimli rüyalar görebilir. Ayrıca gencin artan cinsel dürtüleri de onun uykularının düzenini ve kalitesini bozabilir. Ergenin bir yandan da cinsel dürtüleriyle başa çıkması karşı cinsle iletişim kurabilmesi gerekmektedir. Bu bazı ergenleri çok strese sokar ve korkularını arttırır. Bütün bunları dikkate almak gerekir.

 

Kronik tek başına uyuyamama muhakkak bir uzman tarafından ele alınması gereken bir belirtidir. Dönemsel olanların bir kısmı büyümenin bir parçasıdır ve anne ve babanın psikolojik gelişim hakkında bilgilenmeleri ilk adımdır. Anne ve babaların kendi kaygı ve korkularını fark etmeleri gerekirse kendileri için yardım almaları gerekmektedir. Çok kaygılı ve tedirgin bir annenin çocuğunun rahat rahat tek başına yatabileceğini beklemek pek de makul değildir.  Dönemsel , aile içi değişikliklere bağlı olanlarda (anne ve babanın boşanması-kardeş doğumu) başlı başına birer yazı konusu olabilecek konular olduğundan ancak bu yazıda özetlenebilir, çocuğun gerek sadece kendi gözünde(kardeşin gelmesiyle aile içindeki yerini, anne ve babasının sevgisini) gerekse gerçek kayıplarını ( babanın evden gitmesi, annenin ölümü) anlamak bu kayıpların onda yarattığı üzüntü, kızgınlık ve suçluluk duygularını çözmek gerekmektedir. Çocuğa bakan ebeveynin bu gibi durumlarda uzman yardımı ve önerisi almasında fayda vardır. Bunun yanı sıra özdeşleşebileceği konu ve kahramanlar seçilerek alınan hikaye kitapları da okunabilir (yalnız uyuyamayan ayıcık, kıskanç kaplan, kardeş isteyen çocuk vd.) Çocuğa mantıklı olarak açıklama yapmaktan kaçınmak gereklidir. Yani ' bak kardeşini sen istedin diye doğurdum o zaten küçük, onu kıskanmana gerek yok' gibi... Bunu duyan çocuğun duygularında bir değişme olmayacak hatta kabul görmemek ve anlaşılmamanın verdiği üzüntü ve öfkeyle dolacaktır. Korkacak bir şey yok, kıskanma, sakın bağırma, kızma bütün bunlar duygu ifadesini yasaklayan yaklaşımlardır ve çocuğu daha da kötü hissettirir. Üstelik bütün bu 'olumsuz' duyguları hissetmeye devam ettiği için suçluluk hisleri artar.

 

'Sonradan ortaya çıkan yalnız uyuyamama' çok görece bir ifadedir ve neyin sonrasında çıktığı etraflıca araştırılmalıdır.  Anne- baba tutum ve davranışlarının önemi büyüktür. Çocuklarıyla iyi geçinmeyi iyi iletişim kurmayı talihsiz ve hatalı uzman yönlendirmeleriyle de birlikte 'arkadaşlık etme' formatında yorumlayan anne-babalar çocukta rol karmaşası yaratır ve herkes yerini rolünü etkinliğini, gücünü şaşırır. En önemlisi çocuk rolünü ve gücünü şaşırarak bir yanılsamaya girer ve sınırlarını geliştiremez. Bir çocuğun kişilik sınırlarını geliştirebilmesi için kendisini koruyan yönlendiren, güven veren iki yetişkine yani anne ve babaya ihtiyacı vardır arkadaşlara değil. Tabiiki arkadaşlıklar da önemlidir ama anne ve babasıyla arkadaşlık formatında ilişkiler çocuğa yarar sağlamaz. Çocuğa bir yetişkin kadar saygı duymak,ezmemek, taciz etmemek, önem vermek onu dinlemek evet,ama sınırsız ve rollerin güçlerin karıştığı bir arkadaşlık hayır! Bu gibi durumlarda da sınırsız  kaldığı için büyümekte zorluk çeken çocuk kapılacaktır. Eğer o en az anne ve babası kadar bazı durumlarda onlardan da daha güçlü hissederse o zaman onu kim koruyacak? İşte çocuğun gözüyle,  temel korkulardan biri budur. Böyle bir çocuk yalnız uyumakta kuvvetle muhtemel sorunlar yaşayacaktır.

 

Yukarıdaki açıklamalarda görüldüğü gibi yalnız uyuyamama çocuğun psikolojik olgunlaşması ve gelişimi açısından olumsuz yönde önemli bir işarettir. Eğer bahsedilen özel iki dönemin dışında çıkmışsa bir uzman yardımı almakta fayda vardır. 15-24 aylık ve ergenlik dönemleriyle ilgili de detaylı bilgi sahibi olmak anne ve babalar açısından yararlıdır. Bu dönemleri zorlu yaşayan anne ve babaların kimi durumda çocuk ve gençlerinde yardım almasında fayda vardır.

 

 

Anne ve babalara öneriler;

 

Çocuğun psikolojik olgunlaşması hakkında detaylı bilgi edinin

Doğal gelişimin bir parçası olarak zaman zaman kısa dönemlerle uyku bozuklukları çıkabilir bundan telaşa kapılmayın.

 

Bu dönemlerde çok yoğun inatlaşmalar ve çatışmalar yaşanıyorsa öncelikle bunu kendi içinizde sorgulayın ben çocuğumun büyümesiyle ilgili olarak neler hissediyorum? Çünkü anne ve babalarda da çocuktan ayrılma kaygı ve korku uyandırabilir bunu anlamaları gerekmektedir.

Çocuğunuzun bir birey olarak büyüyebilme ve yeteneklerini geliştirebilme kapasitesi olduğunu bilin. Bu kapasitesini fark ederek yeteneklerini geliştirebileceği ortamlar yaratın

Bebek ve çocukların 2-3 aylıktan itibaren ayrı odaları olabilir ve onlar buna alışabilirler.

Kimi bebeklerin gaz problemleri uyku sorunları yaratabilir, bunun geçici olduğunu uzun süreli olanlarda başta anne sütü ve diğer süt türevlerine, kimi durumlarda da başka yiyeceklerle ilgili alerjik reaksiyon olduğunu bilelim. Bunun için çocuk doktorundan yardım isteyin.

Bebekleri ve çocukları sürekli ten temasıyla uyutmayın, uykudan önce sevin öpün koklayın fakat koyun koyuna aynı yatakta birlikte yatmayın.

Anne ve baba olarak aranızda çeşitli sebeplere dayalı (cinsel, iletişimsel, ailevi vb.) sorunlar var ise kuvvetle muhtemel bu çocukta da sorunlar yaratacaktır. Öncelikle çift olarak aranızdaki sorunları yapıcı bir şekilde çözmeye çalışın. Çiftler arası sorunların olduğu durumlarda genellikle örneğin erkek çocuk annesinin yanında yatar baba da gider oğlunun odasında ve yatağında yatar!

Özellikle ergenlik döneminde ebeveynlerle yatma isteği ve yatmak fevkalade sağlıksız bir duruma işarettir muhakkak uzman yardımıyla ele alınması gerekmektedir.

Ergen oğluyla aynı yatakta yatan bir annenin de bunu kendi içinde muhakeme etmesi gerekmektedir. Çoğunlukla bu gibi durumlarda anne oğlunun büyüdüğünü onun cinsel dürtülerinin de geliştiğini inkar durumundadır, bunları görmemezliğe gelir.

Okulöncesinde uyumadan önce muhakkak kitap okuyun

Bebekliğinden itibaren uykuya geçişte bir oyuncağı yastığı veya battaniyesi olsun: Siz uykuya dalma nesnesi olmayın. Çoğu çocuk annesinin kulak memesini okşayarak, saçına dokunarak, yanağını tutarak uykuya dalıyor bu anne ile çocuğun  yeterli derecede ayrılamamasına sebep oluyor.

Uykuya dalmanın genelde çocuklar için çok da kolay bir şey olmadığını bilelim. Çünkü tek başınalığını yoğun bir şekilde duyumsadığı bir alandır uyku ama gelişim için olmazsa olmaz bir alandır.

Güven verici destekleyici olun. Çocuğun kaygı ve korkularından etkilenmeyin anlayış ve kabul gösterin ama siz de kaygılanmaya başlamayın. Bu zincirleme reaksiyon doğurur.

Olay kronikleşmeye doğru gidiyorsa gecikmeden bir uzmana danışın.

 

Adres : Cemil Topuzlu Caddesi, Tavukçuoğlu Apt. No: 33/3, Çiftehavuzlar - Kadiköy/İstanbul - Tel: 0216 302 69 54